Tarih yükleniyor...
⏳Yükleniyor...
UNESCO Dünya Mirası
10.11.2015
Bilindiği üzere, “Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanı”, 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kaydedilmiştir.
Eşbaşkanlar

Eşbaşkan Emin Ay: İhtiyacımız olan şey çatışma değil, demokratik barıştır

“Söz Almak: Toplumsal Hafıza, Tanıklık ve Travma” sempozyumunun ilk günkü oturumlarının kapanışında konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Emin Ay, savaş, şiddet, zorunlu göç ve kayıplardan kaynaklanan travmaların toplumsal yaralara dönüşebileceğini belirterek, “İhtiyacımız olan şey sessizlik değil, sözdür; inkâr değil, gerçektir; unutmak değil, hatırlamaktır; intikam değil, adalettir ve çatışma değil, demokratik barıştır” dedi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile Travma Çalışmaları Derneği tarafından düzenlenen “Söz Almak: Toplumsal Hafıza, Tanıklık ve Travma” sempozyumu, Büyükşehir Belediyesi Ali Emiri Konferans Salonu’nda gün boyunca devam etti.

Travma, kayıplar, direniş ve hak ihlalleri ele alındı

Sempozyum kapsamında “Susturulanın Sesi: Dil, Kimlik ve Kuşaklararası Travma”, “Kayıp ve Tanıklık: Zorla Kaybetmeler, Cezasızlık ve Yas”, “Kadın Direnişi ve Hafızası” ile “Bedende Kalan: Hak İhlalleri, Bedensel Hafıza ve Onarımın Koşulları” başlıklı oturumlar düzenlendi. Sempozyumun ilk gününün son oturumunda ise “Politika Önerileri” başlığı altında değerlendirmeler yapıldı.

Eşbaşkan Emin Ay: Bellekle yüzleşmek özgür bir geleceğin yolunu açmaktır

Sempozyumun ilk gününün kapanışında konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Emin Ay, bugün toplumların geçmişleriyle, acılarıyla, tanıklıklarıyla ve gerçek arayışlarıyla yüzleşmesinin ne kadar önemli olduğunun bir kez daha ortaya koyulduğunu belirtti.

Söz almanın sadece konuşmak olmadığını, aynı zamanda susturulanların sesini yükseltmek, gizlenenleri açığa çıkarmak, inkâr edilen gerçeklerin karşısında durmak ve toplumsal belleği yeniden yaşamın bir parçası haline getirmek olduğunu ifade eden Eşbaşkan Ay, “Toplumsal bellek, yalnızca bir toplumun geçmişindeki olayların derlemesi değildir. Toplumsal bellek o toplumun kimliğidir, vicdanıdır ve gelecekle olan ilişkisinin temelidir. Belleğini kaybeden toplumlar, geçmişin acılarını anlamakta ve bunların tekrarlanmasını önlemekte zorluk çekerler. Bu nedenle, bellekle yüzleşmek geçmişte kalmak anlamına gelmez; aksine, adil, özgür ve demokratik bir geleceğin yolunu açmaktır” dedi.

‘Tanıklık inkâra karşı gerçeği savunmaktır’

Özellikle çatışmaların, savaşın, zorunlu göçün, kayıpların, inkârın ve toplumsal baskıların yaşandığı coğrafyalarda tanıklığın çok önemli bir anlama sahip olduğunu ifade eden Eşbaşkan Ay, “Tanıklık sadece yaşananları anlatmak değildir; aynı zamanda inkâra karşı gerçeği savunmaktır. Yıllardır sesi duyulmamış, acıları görülmemiş ve deneyimleri kaydedilmemiş kişilerin sözlerini ve hikâyelerini aktarmak tarihî ve ahlaki bir görevdir. Travma da yalnızca kişisel ruhsal yaralar değildir. Savaş, şiddet, zorunlu göç ve kayıplardan kaynaklanan travmalar, toplumsal yaralara dönüşebilir ve bir nesilden diğerine aktarılabilir. Bu yaralarla yüzleşmeden, onları anlamadan ve iyileşmeleri için toplumsal mekanizmalar kurmadan gerçek bir toplumsal barış inşa etmek imkânsızdır” ifadelerini kullandı.

‘İnkârın olduğu yerde kalıcı barış ve demokratik yaşam gelişemez’

Barışın sadece silahların susması değil, acıları tanımak, gerçeği ortaya çıkarmak, mağdurların sesini duymak, adaleti güvence altına almak ve toplumun geçmişiyle yüzleşmesi olduğunu belirten Eşbaşkan Ay, geçmişle yüzleşmenin suçlama veya intikam arayışı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Aksine, geçmişle yüzleşmenin ortak bir gelecek inşa etmenin temel şartı olduğunu söyleyen Eşbaşkan Ay, “Gerçekle yüzleşmeyen toplumlarda inkâr yeniden üretilir; inkârın olduğu yerde kalıcı barış ve demokratik yaşam gelişemez” ifadelerini kullandı.

Yerel yönetimler olarak toplumsal belleği korumayı, tanıklıkları kaydetmeyi ve kültürel ile tarihi değerleri korumayı önemli bir sorumluluk olarak gördüklerini söyleyen Eşbaşkan Ay, sempozyumun en önemli sonuçlarından birinin sözün ve tanıklığın toplumsal bir güce dönüşmesi olmasını umduğunu belirtti.

Eşbaşkan Ay, “Bir toplumun geleceği, geçmişinden ne kadar uzaklaştığı ve onu unuttuğuyla değil; geçmişiyle ne kadar cesurca yüzleştiğiyle belirlenir. İhtiyacımız olan şey sessizlik değil, sözdür; inkâr değil, gerçektir; unutmak değil, hatırlamaktır; intikam değil, adalettir; ve çatışma değil, demokratik barıştır” diyerek sözlerini noktaladı.

Sempozyum yarın hafıza yürüyüşü ve atölyeyle devam edecek

Sempozyumun ikinci günü olan 8 Kasım Pazar günü programı, “Hafıza Yürüyüşü: Hatırlamak, Tanıklık Etmek, Unutturmamak” etkinliğiyle devam edecek. Derya Bozarslan rehberliğinde 20 kişi ile gerçekleştirilecek yürüyüş, saat 09.30’da Dağkapı Meydanı’ndan başlayacak.

Saray Kapı, Dört Ayaklı Minare, Surp Giragos Ermeni Kilisesi, Surp Sarkis Kilisesi, Ortak Vicdan Anıtı ve Ermeni Kabristanı’nın ziyaret edileceği hafıza yürüyüşü saat 13.30’a kadar sürecek.

Program, saat 14.30-16.00 arasında gerçekleştirilecek “Aklımızda Kalanlar/Hatırladıklarımız Atölyesi” ile sona erecek.

Paylaş
ALO 153Kadın Dostu Kentler